HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Says: 732
Yazar: Mustafa Özçelik
"BÝR HÝSLÝ YÜREK" MEHMET AKÝF ERSOY

1.

lkokul yllarmda Mehmet Âkif, pek çok kii için olduu gibi benim için de sadece stiklâl mar airiydi. Fakat tek bana bu iir bile aslnda onun hem iir hem düünce dünyasn hem de ahsiyetini genel hatlaryla da olsa anlamak adna yeterliydi. Ama bu marn söylendii törenler ne yazk ki o yllarda bize bu bilgiyi, bilinci vermekten çok uzak hatta onunla aramza mesafeler sokacak ekilde yaplmaktayd. Aslnda durum, ksmi deiiklikler olsa bile bugün de çok farkl deildir.

Mehmet Âkif’i daha yakndan tanmam ve eserlerinden parçalar okumam ise ancak ortaokul yllarmda gerçekleebildi. Kimi öretmenlerimizin çeitli vesilelerle ondan bahsetmeleri, iir defterlerimize yazdrdklar iirleri, özellikle de karakterine ve mücadelesine ilikin anlatlanlar, onun dünyasnn kaplarn bize açmaya balamt. Onu seviyorduk. Sanki aramzda yayor, yazdklaryla bizimle söyleiyor, konuuyordu. Bu yüzden aramzda bir gönül ba kurulmutu. Ama daha ötesini de merak ediyorduk. Bu da Safahat’ okumaktan geçiyordu. Fakat örenci bütçesiyle imdilik mümkün görünmüyordu. Ama çok geçmedi bu arzum gerçekleti. Sanrm orta üçteydim. Kitaplarla benden daha önce ainalk kuran snf arkadam Kadir Atlansoy, bir gün bana karton kapakl bir Safahat hediye etti. Nasl sevindiimi bugünkü gibi hatrlarm. te o günden sonra Safahat, benim baucu kitaplarmdan biri oldu. Aradan geçen bu kadar yla ramen bu durum hiç deimedi.

lk okumalarmda gördüüm u idi: Safahat, bir iir kitabyd ama bizim için ayn zamanda bir roman, bir hikâye, bir tiyatro, bir makale, bir hitabet kitabyd. Dönemine tutulmu bir ayna idi. Olaylar bir film eridi gibi gözümün önüne getiriliyordu. Bu yüzden onunla bütünleebiliyorduk. Kimi zaman olaylarn içinde bir kahraman da bizler oluyorduk. Küfesini minicik omuzlarnda tamaya çalan Hasan aslnda bizdik. Çünkü ailelerimiz fakirdi. Yahut yalln, yorgunluun, kimsesizliin trajik kahraman Seyfi Baba, kar komumuz olan bir ihtiyard. Hz. Ömer yahut Hz. Abbas, asrlar öncesinden bize sesleniyorlard. Onunla bir mütefekkirin çileli saatlerine karyor, slam âleminin skntlarn birlikte konuuyorduk. Fakat Âkif, en çok camideydi. Süleymaniye Kürsüsünde iirini, Fatih Kürsüsünde iirini okurken biz de bu camilerde onunla birlikteydik. O, kürsüde konuuyor, biz de onu dinliyorduk. Böylece cemiyetimizin hayatn ve sorunlarn bu daha iyi anlama, yakn tarihimizde olup bitenleri en sahih ekilde yorumlama imkân buluyorduk.

2.

Dahas da vard elbette. Çünkü bir eser neden, hangi konudan bahsederse bahsetsin çok geçmeden zihnimizde yazarna/airine ilikin bir portre de çizer. Âkif konusunda da durum böyleydi. Hatta onda bu durum daha kuvvetli bir ekilde hissettiriyordu kendisini. Zira o, eseriyle bütünleen baka bir ifadeyle söyleyecek olursak yaad gibi yazan, yazd gibi de yaayan bir insand. Bu yüzden Safahat, aslnda bize bir kahraman anlatr. Bu kahraman, Âkif’tir. Biz, onu daha çok bu yönüyle severiz aslnda… Çünkü riya yoktur bu eserde. airi yalann vadilerinde babo dolaan biri deildir. “Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek” diyen gerçekçi bir airdir. Yazarken kulland her damla mürekkep, adeta damarlarndan çekilen kan, yüreinden kopan bir heyecandr. Istrabn sesidir, bizi de yaralar ama çok geçmeden öyle bir umut türküsüne dönüür ki her msra okuyan sarsar, kendine getirir, diriltir. Böylece Âkif, air olmaktan öteye geçer. Bir mürid hüviyeti kazanr.

Âkif’i bu gözle görmek, böyle bir algyla kavramak noktasnda bana imkân sunan yazarlardan da söz etmeliyim burada… Onunla ilgili okuduum ilk kitap Sezai Karakoç’un Mehmet Âkif kitabyd. Bunu Nurettin Topçu’nnki takip etti. O günlerden bu yana onunla ilgili olarak yazlm hemen her eseri okudum ama bu iki yazarn eserleri kadar onu hem özlü hem de kuatc, kavratc ekilde anlatan bir eser görmediimi ahsi fikrim olarak belirtmek isterim. Tabi burada hakinas olmak adna, yakn dostlarnn yazdklar hatra kitaplarnn da önemini vurgulamak gerekir. Eref Edib’in ve Hasan Basri Çantay’n eserleri bu anlamda adlar mutlaka anlmas gereken eserleridir. Sonradan Âkif’le ilgili özellikle olaylar balamnda ne söylenmi ne yazlmsa temelini bu iki eser oluturur. Keza ayn ekilde, Mehmet Doan’n “Camideki air” kitabn da anmak gerekir. Bu eser, Akif portesinin sürekli çarptlmak istendii bir zamanda, onun konumland yeri bir daha tartlamayacak ekilde çok net olarak tespit etti. Böylece bu konuda kamuoyunda ciddi bir duyarlk oluturdu.

3.

Gün geldi ben de iirler yazlar yazmaya baladm. Beni bunca yl diri tutan Âkif’e elbette ilgisiz kalamazdm. Biçimsel olarak farkl bir iir tarzn benimsemi olsam da duyarlk bakmndan onunla ayn havay teneffüs ettim. Ksmet oldu ve onun hakknda üç kitap yazdm. Bir yazarn eserleri, okurundan önce kendisi içindir. Bunu u anlamda söylüyorum. Eer, bir kii hakknda eser yazacaksanz, ona ilikin okumalarnz daha metodik ve derinlikli olmaktadr. Ben de bu okumalar böyle bir ciddiyet ve samimiyetle yapmaya çaltm. Çünkü onu hem doru anlamalydm hem de doru biçimde anlatmalydm. Deilse ona dair sözlerin mesuliyetini tamak mümkün olmazd. Ben, bu niyetle yola çknca o da fikir ve sanat sofrasn bütün zenginliiyle önüme serdi. Böylece onu adeta yeniden kefettim. Bu keif, bana çok ey öretti. Ama bu, sadece bilgi, malumat toplam olmann ötesinde bir eydi. Çünkü bilgi, çok geçmeden bilinç, ahlaki sorumluluk ve eylem haline geliyordu.

Âkif’le kurduumuz bu ünsiyet, daha sonra konferans, panel gibi etkinliklerde onu anlatma ekline de dönütü. Bu benim için bir kvanç meselesiydi. Bu yüzden onu konumak, anlatmak beni çok mutlu eden hadiseydi. Fakat burada daha önemli olan u idi: Bu tür konumalar için gittiim ehirlerde ona gösterilen ilgi, ona yönelik sevgi…Bu, bana unu gösterdi. Âkif, bu toplumun vicdandr. Âkif, bu milletin yüreidir. Dinleyiciler için air ötesi bir isimdir. Bu durumu da yine müridlik olarak, toplum müridlii olarak görmek gerekir. Eer, onun yol göstericilii olmasa idi kim bilir nerelere savrulacaktk, hangi yabanc sulara demir atacaktk. O, bizi yabanclamaktan kurtard. Onun sayesinde önümüzde neye inanacaz, neyi savunacaz, nelerle mücadele edeceiz gibi konularda aydnlk bir yol açld.

Âkif, hiçbir zaman sadece didaktik bir air olmad. Her iiri bir yürek çarpnts eklinde bize merhametten, sabrdan, mücadeleden, umuttan söz eden msralar toplamyd. Yani yürei konuuyordu onun. Bu samimiyet, her kelimesinde kendini gösterir. Her ne kadar “Dili yok kalbimin” dese de o “hisli yürek” her an herkes için çarpar. Gün gelir cephede savaanlara destan olur, gün gelir hikmeti arayanlara bilgelik dersleri…Kimi zaman bir klcn kuanm er olur, yürür karanln üstüne… Ne zulmü alklar ne zalimler sever. O, mazlumlarn sesidir. Yangn yerine dönmü slâm corafyasnda bir vaha serinlii sunar yüreklere.

4.

Pek çok yazar bizi hayal krklna uratr. Âkif, böyle olmayanlarn banda gelir. Bu yüzden her konuda o, hepimiz için örnek bir ahsiyettir. air mi olacaz, fikir ya da mücadele adam m olacaz? Âkif’i okumak ve anlamak bu konuda yeterlidir. Üstelik o, kendisiyle de snrlamaz bizi… Doudan batdan onca yazar ve kitap Âkif’i Âkif yapan zengin kültür birikimini bizimle de paylar. Daha da önemlisi kimi, neyi okursak okuyalm bütün yollar Kur’an’a çkar. Kur’an’la konuan bir airdir, bizi de onunla konumaya davet eder. Kendisinin yanlmamas ve bizi de yanltmamas, ahsiyet ve ahlak denilince akla ilk gelen ismin o olmas bu sebepledir. O, airliin ötesinde aslnda ite bu kavram içselletirmi ve bu kavramlarla bütünlemi bir müstesna bir ahsiyettir. Hayatnda yaad nice olay, nerdeyse kssa yahut menkbe diyebileceimiz bir özellie dönüür. Sözünde durmas, elinde olan olmayanla paylamas, zamana zemine göre deimeden hep ayn kalmas, kararll, mücadelecii, dostlarna vefasna ilikin öyle olaylar vardr ki Âkif’in asl güzellii onlarda görülür. Ona yönelik saygnn önemli bir sebebi de ite bu yönüdür. Bu yüzden fikirlerini benimsemeyenler bile söz konusu olan onun ahlak olunca sayg duymak durumunda kalrlar. Dümanlarn bile bu yönüyle kendine hayran brakmak, sanrm çok az insana nasip olabilecek bir özelliktir.

Türkiye’nin yakn tarihine bakanlar, her olayda mutlaka Âkif’i göreceklerdir. Zira, onun söz söylemedii, fikir belirtmedii bir toplumsal konu neredeyse yoktur. Tarmdan ekonomiye, spordan müzie, iirden romana, kadn ve çocuklarn haklarndan fikir hürriyetine, siyasetten hukuka, eitimden sala…her konuda sözü olan birisidir. te burada yeniden Safahat üzerinde birkaç söz daha söylemek lazmdr. Bu eser, sadece bir iir kitab hüviyetinde deerlendirilmemelidir. Farkl disiplinlerde okumalarn konusu olmaldr. Bir edebiyatçnn olduu kadar bir tarihçinin, bir sosyoloun, bir din adamnn, bir siyasetçinin de kendi ilgi ve bilgi alanlar çerçevesinde Safahat’a eilmesi gerekir. Dahas ondan çkaracaklar sonuçlar, sadece bizim geçmiimizle ilgili malumat ve hissiyatlar da olmamaldr. Bugüne ve yarna dair sonuçlar da olmaldr.

5.

Burada bir noktaya daha temas etmem gerekiyor. lki kendi iir telakkilerini merkeze koyarak kendilerinden farkl tarzda yazd için Âkif’i airden saymayan zamane airleri, dieri ise toplumda onun kazand müstesna mevkiden rahatszlk duyarak fikirleri itibariyle de eletirmeye kalkp itibarsz klmaya çalan zamane mütefekkirleri… Fakat ne söylenirse söylensin güne balçkla svanmyor ve yine bulut ne kadar önünde dursa da çok geçmeden günein yeniden görünmesi misali var olmaya devam ediyor. Çünkü o, toplumun ruhuna kök salm ulu bir aaç…Bu kök salta ne öhret tutkusu ne maddi beklentiler ne sanatkâr kibri ne siyaset merak ne riya ne gösteri var. Bunlarn hiçbiri yok…Âkif demek, 63 yllk ömrünü tertemiz sayfalar halinde yaayan bir insan demek. Âkif demek samimiyet demek, ilkeli olmak demek, dost demek, mümin demek, air demek, mütefekkir demek, mürid demek ve belki hepsinden de önemlisi “hisli yürek” demek…Çünkü yürek “hisli” olmazsa bunlarn hiçbiri olmaz. reti durur onu anlatmak için kullanlan bütün sfatlar.

Bu “hisli yürek”in böylesine müstesna bir insan oluunun srlarn ise öncelikle ailesinde ve muhitinde aramalyz. Onu Arnavut asll bilgili bir baba ile Buhara’dan nefes alm hisli bir anne büyüttü. slâm inancn sokandan camisine kadar ruhuna sindirmi Fatih semti yetitirdi. Dostu Mithat Cemal’in ifadesiyle Âkif’i Âkif yapan üç ey vard: “Kur’an’l ev, rasathaneli mektep ve pehlivanl mahalle…” O yüzdendir ki Âkif, Kur’an airi oldu. O yüzdendir ki meselelerimize bakarken ark melalinden kurtularak olup biten her eye nesnel bakabildi. O yüzden bilgiyi, gayreti, çalkanl, ahlakl ve ilkeli olmay hayatnn merkez deerleri yapt. O yüzden güre meydanlarnda kazand mücadele azmiyle her zorluun üzerine yürüdü. Ne tufanlardan korktu ne zamane yangnlarndan. O, bir iman ve isyan abidesi olarak dün konutuu gibi bugün de konumaya devam ediyor. Safahat’ açp bakalm. Bugün yazlmçasna hâlâ aktüel bir kitap hüviyetinde olduunu göreceiz. Çünkü bu eser, Topçu Hoca’nn ifadesiyle “Vakar dolu bir aln, hayâ dolu bir çehre, iddet dolu bir bak, iman dolu bir sine”ye sahip bir airin eseridir. Baka söze gerek var m? Âkif budur ite.

Muhit Aralk 2020

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Mustafa Özçelik
14-03-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
"BÝR HÝSLÝ YÜREK" MEHMET AKÝF ERSOY
Online Kii: 37
Bu Gn: 188 || Bu Ay: 6.170 || Toplam Ziyareti: 2.929.390 || Toplam Tklanma: 58.623.723